
Bodrum'dan gözüken Kos'a vardığınızda 400 yıl süren Osmanlı döneminin izleriyle karşılaşıyorsunuz. Feribotların ve deniz otobüslerinin aralarında mekik dokuduğu bu iki yer çok sayıda ortak noktaya sahip. Tek fark dil ve bayrak gibi...
Bizde sualtı müzesi olarak kullanılan Aziz Peter kalesinin bir benzeri Kos limanında karşılıyor sizi.Limana girdiğinizde çok sayıda Türk bandıralı tekne görüyorsunuz. Kos Town olarak geçen ve adanın en büyük yerleşim yeri olan bölümde camilerin minareleri gökyüzüne uzanıyor.
Dönerciler her köşe başında mevcut, sadece dönerin ismi gyro olarak değişmiş. Caddelerden birinin adı da Bodrum'un eski ismini taşıyor (Alikarnassou). Cep telefonunuzun şebekesini değiştirmeden Türkiye üzerinden konuşabiliyorsunuz. Esen rüzgar meltemden tutun, restorandaki karides güvece kadar bir sürü ortak kelime var. Hele balık isimleri tamamen aynı, kefal, levrek, barbunya, çipura, zargana, sinarit, uskumru, ton ve kolyos olarak mönüde sizi bekliyor. Cacık, revani, baklava, musakka da göze çarpan bazı ortak kelimelerden. Bu arada Türkçe konuşurken dikkatli olun, yer gök Türk dolu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder